Firmandex

Erkekler sever kadınlar ağlar

İlk uzun metrajlı sinema filmi Kasap Havası ile toplumdaki kimi kadın karşıtı söylemi eleştiren yönetmen Çiğdem Sezgin, şık kadrajlar oluşturma çabasına girerek meselesini görsel kaygılara kurban etmiş. Karakter ve olay derinliklerine inemeyen Kasap Havası, yüzeysel vurguları, klişe söylemleri ve senaryosundaki zaaflarla vasat bir yapım olmaktan kurtulamıyor.

Erkekler sever kadınlar ağlar

Artık Sevmeyeceğim ve Üç Kadın simli TV filmlerinin ardından Çiğdem Sezgin’in ilk uzun metrajlı filmi olan Kasap Havası, festival yolculuğunun ardından bu hafta vizyona girdi. Son olarak Antakya Film Festivali’nden En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleriyle dönen film, ana karakteri Leyla’nın hikâyesi üzerinden ataerkil anlayışın kadına bakışını eleştiriyor. Senaryosunu da Çiğdem Sezgin’in yazdığı filmin başrollerini Şenay Gürler, İnanç Konukçu, Hakan Karahan ile Özay Fecht paylaşıyor.
Film, pasajda terzilik yapan 40’lı yaşlardaki Leyla ile annesi tarafından sevmediği bir kızla nişanlanmaya zorlanan Ahmet isimli taksi şoförü bir gencin tanışmasıyla başlıyor. İki tarafın ailesince de onaylanmayan bu ilişki eski defterlerin açılmasıyla farklı bir noktaya doğru ilerler.

KADININ ADI YOK

Kasap Havası, temel mesele olarak toplumdaki kadın karşıtı anlayışı ele alıyor. Bir yandan evlenme vaadiyle kandırılan Leyla’nın mağduriyetine yoğunlaşan film, diğer yandan da annesi, yakın kadın arkadaşları ve kadın çalışanlarının kadınlık hallerine dair sorunlara değiniyor. Film, çalışa kadının hayat koşulları ve ekonomik sorunlarına dikkat çekerken, kadınların çoğu erkek tarafından cinsel obje olarak görülmesine açık bir dille itiraz ediyor. Kamuoyunda alışık olduğumuz kimi eleştirileri de dillendiren filmin kadın özgürlüğü noktasındaki vurguları ise tartışılacak cinsten. Zira kadına yönelik şiddet ve negatif bakışı haklı olarak eleştiren film, özellikle Leyla karakteri bazında, kadın özgürlüğünün bir tür kuralsızlık/sorumsuzluk olarak görülmesi gerektiğine dair bir izlenim oluşturuyor.

Filmde Semih’in ablası rolünde seyrettiğimiz Nazan Diper’in sahnesi az ama oyunculuğu çok büyük.

MESELE GÖRSELLİĞE KURBAN EDİLMİŞ

Öte yandan diyaloglarında kadına yönelik şiddet, adaletsizlik, bazı toplumsal baskılar ve erkek egemen anlayışı sorgulayan Kasap Havası, gereksiz ve abartılı argo, küfür ve popülist söylemleriyle adeta kendi ayağına kurşun sıkıyor. Teknik olarak belirli bir çizginin üzerine çıkmaya çabalayan film üç ayrı hikâyeyi kırıp dökmeden yan yana anlatmayı başarıyor. Öte yandan şık kadrajlar yakalama adına duyguyu kaçırıyor, meseleyi görsel kaygıya kurban ediyor. Filmin karakterleri noktasında ciddi zaaflar var. Örneğin Leyla’nın duygusal gelgitleri anlatılmış ancak bunun sebeplerine dair kayda değer ayrıntılar verilmemiş. Diğer başrollerden Ahmet’in iniş çıkışları yüzeysel kalırken, daha sonra hikâyeye dahil olan Semih’in yaşadıkları aceleye getirilmiş. Pek çok sahneyi yoğun müzik ve şarkılarla tamamlayarak anlatımı zaafa uğratan filmin diyalogları da vasat bir çerçevenin dışına çıkamamış.

KAYNAK : Yenişafak

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ